Bir ülkenin, siyasal sistemi ile hükümet sistemi birbirinden farklı kavramlara karşılık gelir. “Siyasal sistem ile kastımız düzenin dayanağı temel ilke, kurallar ve meşruiyet dayanaklarıdır. Hükümet sistemi ise, devlet iktidarının örgütlenme ve işleme biçimini gösterir ve genellikle ülkenin geleneklerine, sosyo ekonomik ve kültürel şartlarına göre değişir. Demokratik sistemleri bugün üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; Parlamenter sistem, başkanlık sistemi ve yarı başkanlık sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Batı dillerinde kullanılan Latince kökenli “parlamento” kelimesi, Türkçe’deki “meclis” ve “divan” kelimelerinin karşılığıdır ve bir konuda karara varmak üzere görüşme yapan kurul anlamına gelmektedir. Hukuk ve siyasi bilimlerde ise parlamento, “halkı temsil etmek üzere, halk tarafından seçilen üyelerden meydana gelen, kanun yapan ve devletin önemli işlerine karar veren siyasi kurul” demektir. Buna göre, devlet yönetiminde görev alan bir kurulun parlamento olabilmesi için, halk tarafından seçilmiş olması, kanun yapma ve önemli siyasi kararlar alma yetkisinin bulunması gerekmektedir. Devlet işlerinin görüşüldüğü her kurul parlamento olmadığı gibi, parlamentosu bulunan her ülkenin hükümet şekli de “parlamenter sistem” değildir. Temsili demokrasiyi benimseyen her ülkede bir parlamento vardır. Fakat bu ülkelerin hükümet şekilleri, “parlamenter hükümet” olabileceği gibi, “başkanlık hükümeti” veya “meclis hükümeti” de olabilir. Bu nedenle, temsili demokrasiyi benimseyen her ülkenin bir parlamentosu vardır, fakat parlamentosu olan her devletin hükümet şekli “parlamenter sistem” olmayabilir.
Hüseyin Kaya ve Levent Kaan Gündoğdu 2009 yılında başladıkları şiir-müzik birlikteliklerini şimdi de radyo ortamına taşıyorlar. İstiklal caddesindeki ‘Kafe Uykusuzzz’ da 2009 kasım ayından beri 7 şiir gecesi düzenleyen ikili, oraya gelemeyenlerin ayağına gitme fikriyle flatcast programına başvurdu ve Mecidiyeköy’deki öğrenci evlerinden yayına başladı. Pazar akşamları 21:00-23:00 arasında yaptıkları programda dinleyenlere hiçbir şey vaadetmiyorlar:)
ve sloganları:
“sorsan o da bizi dinliyordur”
Radyo Yayınına http://leventkaan1.blogspot.com/p/radyo.html adresinden ulaşabilirsiniz. Unutmayın her pazar 21:00 – 23:00 arasında….
Bu dün aklıma gelen yeni bir fikri hemen uygulamaya geçireyim dedim. Bundan sonra her ayın 25-30′u arasında 1 tane video paylaşıcam ve bunu ayın videosu olarak seçmiş olucam. :) Bu bazen komik bir video bazen bir video klip bazen bir film fragmanı bile olabilir.
İlk olarak Model’in Pembe Mezarlık klibini bu ayın video klibi olarak seçiyorum…

Japonya; resmi dili Japonca, başkenti Tokyo, para birimi Yen, yönetim biçimi Parlamenter Monarşi olan bir Uzak doğu imparatorluğudur.
Ülke nüfusunun tamamına yakını Japonlardan oluşmaktadır. Japonların ardından gelen diğer uluslar ise oldukça az sayıda bulunan Çinliler ve Korelilerdir. Japonya’nın nüfus yoğunluğu dünya ortalamasının oldukça üzerindedir. Ayrıca ülke nüfusunun % 84 gibi önemli bir bölümü kentlerde yaşamaktadır. Nüfusun dinsel yapısına bakıldığında oldukça zengin bir kültürel dağılım görülmektedir. Ülke nüfusunun %40’ı Şintoizm, %38’i Budizm, % 4’ü ise Hıristiyan’dır. Ayrıca önemli ve ilginç bir bilgi olarak nüfusun tamamının okuma yazma bildiğini söyleyebiliriz.

Günümüz siyasal sisteminde ve çağdaş devlet sistemlerinde bahsedebileceğimiz en önemli konulardan birisi de sivil toplum olgusudur. Sivil toplumun net bir tanımının olmamasının yanında devlet düzenlerine, gelişmişliklerine vs. göre farklılık gösterir.
Siyasal kültür ise toplumun siyasete bakışını açıklayan bir kavramdır. Dolayısıyla siyaset yetiştiği ortamın özelliklerini yansıtır. Siyasetin gelişmesinde yeşillendiği ortamın insanlarının özelliklerini, yaşanmışlıklarını gösterir. Siyasetle siyasal kültür birbirinden ayrılmaz iki kavramdır.
Siyasal katılma bir toplumun siyasette kendini ne kadar aktif gördüğüyle ilgilidir. Siyasal katılma bir ülkenin gelişmişliğiyle doğru orantılıdır. Modern, çoğulcu yaşam ilişkilerinin egemen olduğu toplumlarda yurttaşların, siyasasal katılım edimine daha aktif katıldıkları görülmektedir.Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise siyasal katılım davranışının niteliğini üst yapısal öğeler belirlemektedir. Özellikle bu öğelerden siyasal karar mekanizmalarının, eş deyişle sistemin yapısı ve işleyişi önemli bir konumdadır.Sisteme egemen olan yapının siyasete katılma oyununun kurallarını belirlemesi,yurttaşların siyasal kararlar üzerindeki denetimini doğrudan şekillendirmektedir.
Pluralizm birçok mutlak ilke, güç, enerji veya madde kabul eden teori veya sistemleri tanımlar. Farklı konularda, bu (aynı) temelden hareket eden çeşitli kullanımları vardır. Politikada, çoğulluğun kabulü ile belirginleşen, birkaç siyasi partiye dağıtılmış güçler dağılımını içeren herhangi bir politik teori veya sistemi tanımlamakta kullanılır.
Elitizm, yöneten ve yönetilen ayrımının siyasal toplumun temel niteliğini oluşturduğunu, biçim ve hacmi ne olursa olsun bütün toplumlarda iktidarın küçük bir azınlığın tekelinde bulunduğunu savunan görüştür.
Korporatizm, temelde toplumun bütün kesimlerinin devletle aynı masaya oturması ilkesine dayanır. İşçi, imalatcı, çiftçi temsilcileri devletle masaya oturur, politikaları belirler. Bu politikalarda üretim miktarı, işçi ücretleri, sosyal güvenlik gibi konular belirlenir.